1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’den özeleştiri
Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’den özeleştiri

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’den özeleştiri

Yargının her zaman ve her yerde mükemmel kararlar vermediğinin biz de farkındayız. Ancak hatalı karara karşı, hukuk düzeni içerisinde bir düzeltme mekanizmasının olduğunu da asla unutmamamız gerekmektedir

A+A-

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, İnsan Hakları Eylem Planı'yla 'özgür birey, güçlü toplum, daha demokratik bir Türkiye' hedeflerinin olduğunu belirterek, "İzmir'den Van'a, Bursa'dan Kırşehir'e, Mersin'den Sinop'a, işçisinden memuruna, kadınından erkeğine, yaşlısından gencine 84 milyon insanımızın beklediği adaletin tecelli etmesi hususunda hiçbir görüş, hayat tarzı, felsefi düşünce, mezhep, kanaat ve başka ayrım gözetmeksizin herkesin beklediği adaleti tesis etmek hepimizin boynunun borcudur. Milletimizin beklentisi de budur" diye konuştu. 

Gül, "Yargıyı yargıya bırakın işini yapsın' diyoruz. Yargısız infaza herkes için karşı çıktığımız gibi yargının da yargısız infazını asla kabul etmiyoruz." ifadelerini kullandı.

Bursa Adalet Bölge Toplantısı'nda yargı mensuplarıyla bir araya gelen Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, adalet hizmetinin hızı ve niteliğiyle ilgili açıklamalar yaptı. Bakan Gül, yargı reformlarının süreceğinin de altını çizdi.

Bakan Gül'ün açıklamalarından çıkan satır başları şu şekilde:

Adaletin fizikî çehresini değiştiren altyapı yatırımlarıyla, yargıya hız ve kalite getiren teknoloji kullanımıyla çığır açtık

Görünüşte adliye olan, ancak derme çatma merdiven altı yapıların artık geçmişte kaldı. Adaletin fizikî çehresini değiştiren altyapı yatırımlarıyla, yargıya hız ve kalite getiren teknoloji kullanımıyla çığır açtık.

Her reform iyi ve doğru uygulamalarla hayat bulur

Adaleti tecelli ettiren yargıya hizmetin kendilerinin vazifesi olduğunu dile getiren Gül, "Bu kutlu arayış ancak yargısal adaletle vücut bulur ve yargı mensuplarının eliyle hayata geçer. Dolayısıyla, makul sürede adil karar veren bir yargısal işleyiş, milletimizin yargıdan temel beklentisidir. Bu konuda bugüne dek çok önemli yol ve mesafe kat ettik. Önemli reformlar yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Şunu da biliyoruz ki, her reform, ancak iyi ve doğru uygulamalarla hayat bulur" şeklinde konuştu.

Asıl beklentilerinin yargı paketlerinin arkasındaki temel yaklaşımın, anlayış ve perspektifin benimsenmesi olduğunu aktaran Gül, şöyle konuştu:
“Bu kapıya gelen herkes, hakkına erişeceğini, adalete kavuşacağını bilmelidir. Bu kapıyı çalan herkes en saygın muameleyi görmelidir. Bu HSK tarafından ortaya konan Türk Yargı Etiği Bildirgesi'nde de Türk yargısının millete bir taahhüdü olarak, bir belge olarak karşımızdadır. Vatandaşı temsil eden avukatın da en saygın ve nazik muamele görmesi aynı şekilde hakkıdır. Yargının bu anlamda avukat, hakim, savcıyla beraber adalet binasını ayakta tuttuğunu unutmadan işbirliği, diyalog içerisinde dinlenme hakkını en güzel şekilde sağlayarak gerçekleştireceğine inancımız tamdır. Yeni adli yılda sizlerin bu konudaki özeninizin daha da artıracağınıza inanıyorum."

Yargı yetkisini hiç kimse paylaşamaz

"Şüphesiz, bir hukuk devletinde yargı yetkisinin münhasıran yargıya ait olması kadar doğal bir durum yoktur. Ama bazen bu temel kaideyi hatırlatmak durumunda kalıyoruz. Adaletin yegane tecelligâhı adliyelerdir, mahkemelerdir. Yargı yetkisini hiç kimse paylaşamaz. Ancak, toplumun hassasiyet gösterdiği bazı olaylarda bu hassasiyeti kullanarak, yargı yetkisini etki altına almaya dönük söylemlere tanık olabiliyoruz. Hepimizin müşterek duygularına, ortak vicdanına hitap eden olayların soruşturma veya davalarını, bağımsız ve tarafsız yargıyı yıpratma kampanyasına dönüştürme girişimlerini asla kabul etmeyiz" 

Yargının her zaman ve her yerde mükemmel kararlar vermediğinin biz de farkındayız

Yargı kararlarının eleştiriden münezzeh olmadığını belirten Gül, yargı kararlarının eleştirilirken hakimin, savcının dosya kapsamında yasaları uygulamakla vazifeli olduğunun hatırdan çıkmaması gerektiğini belirtti:

“Emin olun, kimse o dosyayı, aylarca araştıran, didik didik okuyan, kolluğa müzekkereler yazan, delil kovalayan, gecesini gündüzüne katıp bir sonuca varan yargı mensubundan daha iyi bilemez. Kendisi de bir anne, baba, eş, kardeş olan yargı mensubunun sanki bu vasıflardan hiç haberi yokmuş gibi hedefe oturtulmasını insaflı bulmadığımızı açıkça ifade etmek isterim. Doğru bilgiye dayanan yapıcı eleştiri yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına her zaman destek olur, güç verir. Ancak, adalet duygusu gibi yüce bir değerin etkileşim ve spekülasyon unsuru olarak kullanılmasını ise yapıcı eleştiriden tefrik ediyoruz. Bu noktada, 'yargıyı yargıya bırakın işini yapsın' diyoruz. Yargısız infaza herkes için karşı çıktığımız gibi yargının da yargısız infazını asla kabul etmiyoruz. Yargıyı yargıya bırakacak bir hukuk kültürünü medyasıyla, siyasetiyle, akademi ve sivil toplum kuruluşlarıyla hep beraber oluşturmamız gerekmektedir. Yargının kendi bağımsız ve tarafsız mecrasında işlemesi, hataların da o mecrada düzeltilmesi, temel kuraldır, vazgeçilmez ilkedir. Yargının her zaman ve her yerde mükemmel kararlar vermediğinin biz de farkındayız. Ancak eksik, hatalı karara karşı bir itiraz yolunun, bir düzeltme mekanizmasının olduğunu, hukuk düzeni içerisinde olduğumuzu da asla unutmamamız gerekmektedir” 

Geciken adalet caydırmaz; geciken adalet onarmaz; geciken adalet tecelli de etmez

"Adalet bir istatistikten ibaret değil, nicelikten ziyade nitelik bizim için daha önemlidir. Adalet, o rakamlardan, dosyalardan, istatistiklerden ibaret değil, bir insanın hayatına dokunmaktır. Bir insanın gözyaşını silmek, mağduriyetini gidermektir. Toplumun adalet duygusunu korumak, yargıya güveni ayakta tutmak; yargı mensuplarının duruşu ve hukukî çabasına ihtiyaç duyuyor. Sizlerin yalnız kanunların emrinde, temiz vicdanınızla vereceğiniz karar, işte o kalbin hükmüdür. Orada hata olmayacağına inanıyoruz. Vereceğiniz kararla adalet yerini bulmakla kalmamalı, yerini bulmasının sağlandığı da açıkça görülmelidir. Peki bu nasıl görünecek? Yargı adil bir şekilde karar verdiğini, adaletli davrandığını, anlaşılır gerekçeyle, yeni tartışmalara yol açmayıp, tartışma bitiren kararlarıyla adalete ayna tutar. İşte sizin doğru ve anlaşılır bir dille, sağlam gerekçeyle yazdığınız kararla adalet görünür olacaktır. Yargısal işleyişin tek amacı adaletin gecikmeksizin tecelli etmesidir. Geciken adalet caydırmaz; geciken adalet onarmaz; geciken adalet tecelli de etmez." 

İnsan onuru, masumiyet karinesini ve lekelenmeme hakkını temel ilke

"Hedef süre, e-duruşma ve e-tebligat ve seri muhakeme-basit yargılama" gibi yenilikleri hayata geçirildiğini söyleyen Bakan Gül, tüm bu çalışmalarda insanın onurunu korumayı, masumiyet karinesini ve lekelenmeme hakkını temel ilke edindiklerini anlattı. Gül, "Bu ilkeler değişmez önceliğimizdir. Bu çerçevede sürekli yasal değişikliklere de bu reform süreci öncülük etmektedir. Örneğin, mesai saatleri dışında yakalanan, ifadesi alınıp da serbest bırakılacak bir kişiyle ilgili 'otelde yakaladım, hemen gözaltına alayım' şeklindeki uygulamalara son verdik. Burada milletimize, insanımıza güveniyoruz. İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan ifadelerin, bilgilerin yer almamasına yönelik son kanunda düzenlemeler yapıldı. Kişinin özel hayatın gizliliğinin korunması, insan onurunu muhafaza etmenin en önemli parçasıdır. İddia konusu neyse o anlatılmalıdır. Suçun delili ilişkisi olan bilgiler orada yer almalıdır. Bunun dışında kalan kısımlar kimseyi ilgilendirmez. Bir başka düzenleme olarak beraat kararı verilmesi durumunda, iletişimin tespitine veya dinlenmesine ilişkin kayıtların yok edilmesine ilişkin bir düzenlemedir. Burada da insan onuruna ve özel hayatın mahremiyetine saygı esastır. Tüm bu yasalar çıkarılmıştır, kanunlaşmıştır. Şimdi en iyi uygulama olarak yasamanın çıkardığı bu kanunlar uygulayıcılara, sizlere emanettir. En iyi şekilde uygulayacağına inanıyoruz, milletimizin de beklentisi bu yöndedir." 

Herkesin beklediği adaleti tesis etmek hepimizin boynunun borcudur

Gül, "Reformlarımızın da reform irademizin de arkasındayız. Sahadaki yansımaların da takipçisiyiz. Tüm bu çalışmalarla İzmir'den Van'a, Bursa'dan Kırşehir'e, Mersin'den Sinop'a, işçisinden memuruna, kadınından erkeğine, yaşlısından gencine 84 milyon insanımızın beklediği adaletin tecelli etmesi hususunda hiçbir görüş, hayat tarzı, felsefi düşünce, mezhep, kanaat ve başka ayrım gözetmeksizin herkesin beklediği adaleti tesis etmek hepimizin boynunun borcudur. Milletimizin beklentisi de budur."

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.