1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Zulüm tiyatrosu sahne almaya devam ediyor
Zulüm tiyatrosu sahne almaya devam ediyor

Zulüm tiyatrosu sahne almaya devam ediyor

Halis Bayancuk Hoca’nın 12 yıldır süren yargılamaları arasında Halis Hoca’yı en uzun süre bir hüküm vermeksizin tutuklu olarak yargılayan Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün bir duruşma daha görüldü.

A+A-

Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi dosyada Halis Hoca aleyhine, IŞİD veya herhangi bir silahlı örgütle ilgili tek bir somut delil olmamasına rağmen 2017 Mayıs ayında gözaltına alınmasından 13 ay sonra örgüt yöneticiliği suçlamasıyla mahkum etmişti.

Dosyada somut olarak göze çarpan tek şey vardı; o da Halis Hoca’nın inandığı, savunduğu ve insanlara anlattığı fikirleriydi. Bununla birlikte farklı zamanlarda iki ayrı mahkeme tarafından Emniyet’ten ve MİT’ten talep edilen raporlarda Halis Hoca’nın ne IŞİD ne de El Kaide bağlantısının bulunmadığı dosyaya dahil olmasına rağmen bu bilgi heyet tarafından hiçbir zaman değerlendirilmedi.

Bunlarla birlikte Halis Hoca gözaltına alınmadan 3 ay önce Ankara’da benzer bir soruşturma başlamış, Halis Hoca Ankara’da 15 gün süre ile gözaltında kalmıştı. İfadesinin alınması sonrası Halis Hoca hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/37098 sayılı soruşturması sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişti.

Kararın gerekçesi şu şekildeydi: "... Emniyet Müdürlüğü’nün şüphelinin adı geçen örgütlerle irtibatlı olabileceği yönündeki değerlendirmesi dışında; şüphelinin adı geçen örgütlerle bağlantısını ortaya koyacak, 2017/27098 sayılı soruşturma dosyası bakımından herhangi bir delil bulunmadığı, örgütsel doküman, örgüt mensuplarının beyanları, tanık beyanları gibi herhangi bir delil elde edilmediği anlaşıldığından şüpheli hakkında atılı eylemlerden delil yetersizliği nedeniyle Kamu adına (KYOK) KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA KARAR verildi."

Kısacası birileri yargı mensuplarına Ankara’da yaptıramadığını Sakarya’da yaptırmaya başlamıştı. Sakarya Mahkemesi, Halis Hoca hakkında gözaltı, tutukluluk ve mahkumiyet kararlarını keyfi bir şekilde alırken ne istihbarat raporlarını ne de 3 ay önce Ankara’da alınan kararı nazara almıştı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yapılan söz konusu soruşturma dosyasında 27.02.2017 tarihli İstihbarat Araştırma Tutanaklarına göre Halis Bayancuk’un IŞİD ile irtibatlı olabileceği değerlendirmesi dışında herhangi bir somut delil bulunmadığı, örgütsel döküman, örgüt mensuplarının beyanları, tanık beyanları gibi herhangi bir delil elde edilmediği anlaşıldığı gerekçesiyle 07.04.2017 tarihinde kovuşturmaya gerek yoktur kararı verilmiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Halis Hoca hakkında herhangi bir dosya dahi açmadan kendisini serbest bırakmıştı.

Ceza hukuku ve evrensel insan hakları ilkeleri bağlamında hiçbir ilkenin gözetilmediği mahkumiyet kararı, beklendiği üzere ilk temyiz safhasında İstinaf tarafından bozularak Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne iade edildi.

Mahkumiyet kararının bozulma gerekçeleri, Halis Hoca yargılamalarında yıllardır yapılan en önemli fahiş hatalara işaret ediyordu.

İstinaf'dan, Sakarya 2. Ağır Ceza heyetine usul dersi

İstinaf, ilk olarak Halis Hoca’nın sahada birbiri ile savaşan iki ayrı örgütle suçlanmasının, ikinci olarak bazen aynı örgütün yöneticisi bazen de üyesi olmakla suçlanmasının hukuki belirsizliğe sebep olduğunu belirtmişti.

Bunun dışında birbirini takip eden zamanlarda peş peşe, farklı illerde aynı içerikli iddianamelerle dosyalar açılmasının Ceza Muhakemesi Hukuku’na aykırı olduğunu tespit edilmişti. Bu iki gerekçe ile dosya geri gönderilmiş “Şahsın hukuki durumundaki belirsizliğin giderilmesi” gerektiğinin altı çizilmişti.

Gerekçede ".... Sanığa yüklenen silahlı terör örgütüne yönetici ve üye olma suçlarının temadi eden suçlardan oluşu karşısında, hakkındaki davaların birleştirilmesi suretiyle hukuki durumunun tayin ve tespiti gerektiği anlaşılmakla..." denilerek  2008  yılından bu yana çeşitli örgütlere isnat edilen, mevki-makamı sürekli değişiklik göster(il)en Halis Hoca’nın maruz kaldığı hukuki karmaşıklığa dikkat çekilmişti.

Tüm bunlarla birlikte Halis Hoca’nın duruşmalarda yaptığı hayati öneme sahip beyanlar ve savunmalar ne savcı tarafından ne de heyet tarafından hiçbir zaman kayda değer görülmemiş, Halis Hoca 3 yıldır süren yargılamalarda adeta duvara konuşmuştur.

Mahkemeler arasında yakan top: Halis Bayancuk davası

İstinaf’ın bozma kararı sonrası tahliye kararı vermeme hususunda direnen heyet zoraki de olsa dosyayı birleştirmek için Bakırköy’e göndermişti.

12 yıldır kendi dosyasını karara bağlayamamış Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesi de birleştirme talebini reddederek uyuşmazlığın çözümü için dosyayı Yargıtay’a göndermişti. Mahkemeler arasında adeta yakan top misali bir oyuna dönüştürülen yargılama iyiden iyiye çıkmaza sokulmuştu.

Yargıtay, iki dosyada şahsi, hukuki ve fiili irtibat bulunduğunu kabul etmiş ancak diğer sanıklar yönünden irtibat olmadığını iddia ederek dosyayı yeniden Sakarya’ya göndermişti. Halbuki, Halis Hoca Sakarya’da tek başına yargılanmakta, Bakırköy’de ise kendisinden 10 yıldır haber alınamayan ve mahkemenin ulaşamadığı biriyle yargılanmaktaydı.

Sakarya'dan algıları altüst eden karar!

Yargıtay’ın dosyayı Sakarya’ya göndermesi ile Sakarya yeniden yargılama için duruşma tarihi olarak 9 Nisan’ı vermişti. İstinaf’ın bozma kararı, 3 yıla dayanan uzun tutukluluk, toplam tutukluluğun alınan cezanın infazına yaklaşması ve pandemi süreci ile 9 Nisan günü beklenen tahliye kararı verilmiş, yargı herkesi şaşırtmıştı.

Fakat Halis Hoca’nın yaşadığı mağduriyetlerde önemli rol oynayan sosyal medya linç operasyonları devreye girmişti. Özellikle PKK/HDP ve radikal Kemalist cenahlar bitmek bilmeyen kinlerini kusmaya başlamışlardı. Hiçbir zaman gerçekte var olmayan ve hiçbir dosyada yer almayan iftira, karalama ve suçlamalar ile Halis Hoca’nın tahliye edilmemesi yönünde büyük bir medya linci başlamıştı.

Aynı anda malum cenahların meclisteki uzantıları infaz paketi görüşmelerinin gerginliğini de fırsat bilerek Halis Hoca’nın nasıl serbest bırakıldığının hesabını iktidar vekillerinden sormuşlardı. Bağlı olduklarına şerefleri üzerine yemin ettikleri Anayasa’yı hiçe sayarak Meclis çatısı altında sürmekte olan bir yargılamaya alenen müdahale etmişler, iktidar partisi vekilleri de bu hukuksuzluğa ses çıkarmamışlardı.

Halis Hoca’yı babası ile karıştıracak kadar olaydan habersiz olan HDP’lilerin dosyalarda iddia olarak dahi yer almayan iftiralarla kirli bir algı oluşturması sonrası haliyle genel kurula ara verilmişti. Verilen 15 dakikalık arada (20:27) nasıl tevafuk olduysa Halis Hoca’nın yüzüne SEGBİS odasında yeniden tutuklandığı tebliğ ediliyordu. (20:35).

20:42’de genel kurulda oturumun başlamasıyla söz alan AKP’li Özlem Zengin, nadir de olsa bağımsız bir karar veren mahkemenin bu kararına müdahale edildiğini haber verircesine, ‘’Mekanizma içerisinde Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi bahsi geçen kişinin tahliyesine karar vermiştir. Savcı itiraz etmiştir. Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesi de bu itirazı haklı bulmuştur ve bahsi geçen kişinin tutukluluğu devam etmektedir. Görüyorsunuz, 2. Ağır Ceza'nın verdiği bir karara itiraz olmuştur ve 3. Ağır Ceza Mahkemesi de bu itirazı haklı bulmuştur. Yani bu tahliyeyi, İnfaz Yasası ile alakalı bir şey gibi izah etmeyi, anlatmayı hukuk bilmemezlik olarak görüyorum.”  ifadeleriyle HDP ve CHP vekillerinin asılsız endişelerini giderme telaşını yansıtıyordu.

Korsan yargılama; Savcı: HDP-CHP vekilleri, hakim: Ak Parti Grup Başkan Vekili

Henüz elektronik imza ile kayıt altına alınmamış bir karar (yeniden tutuklama kararı saat 20:50’de imzalanarak resmiyet kazanıyor, Halis Hoca SEGBİS odasına 20.35’de alınıyor) daha sanık avukatları dahi öğrenmeden bir müjde verircesine genel kurulda ilan ediliyordu.

Dosyalar hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadan, izansız bir şekilde hakaret ve iftiralar eşliğinde mecliste, Halis Hoca’nın tekrar tutuklanmasını talep eden CHP ve HDP'lilerin halleri adeta ilk çağda arenalarda muhaliflerin ölümlerini isteyen Romalı senatörleri hatırlatmıştı.

Mecliste alınan tutuklama kararının sahibi gibi gözüken Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, yaşanan zulümde adeta bir maşa görevi görüyordu. Halis Hoca’nın 3 yıldır süren dosyasından o kadar habersizlerdi ki dosya yöneticilik suçlaması ile sürmesine rağmen tutuklama kararında üyelik suçlamasını gerekçe göstermişlerdi.

Bununla birlikte  Avukat Serkan Türkdoğru, Halis Hoca'nın "Açıkçası sadece tutuklama yüzüme okundu, herhangi bir soru sorulmadı. Heyet bana 'bizim bir takdir yetkimiz yok' dedi" diye söylediğini aktararak, Halis Hoca'nın SEGBİS odasından hücresine dönerken diğer hücrelerdeki komşularının tutuklama kararını Meclis TV’den haber alarak kendisine geçmiş olsun mesajlarını ilettiğini belirtmişti.

Bu durum şunu gösteriyor ki; daha mahkeme tutuklama kararını vermeden ve karar kesinleşmeden, mecliste Halis Hoca’nın yeniden tutuklandığı açıklanmış ve diğer mahkumlarda bunu Meclis TV’de izlemişti.

9 Nisan’dan sonra tahliyeyi veren mahkemenin yaptığı hiçbir ara duruşmada beklenildiği gibi tahliye kararı çıkmamış, 9 Nisan’da tahliyeyi gerekli kılan sebeplerin varlığına rağmen, heyet siyasi baskıya boyun eğerek tahliye taleplerini reddetmişti.

3 yılın sonunda ancak delillerin toplandığına kanaat getirerek 9 Nisan’da tahliye kararı veren heyet, 26 Haziran’a kadar olan 2 ara duruşmada bir anda “delillerin incelemeye” başlanmasını gerekçe göstermişti. Halbuki yargılama artık 3 yılı aşmış, mahkemenin olduğunu varsaydığı sözde delillere dair en ufak bir bilgi hala ortaya çıkmamıştı . Ki zaten dosyaya yeni eklenen tek bir bilgi tek bir doküman dahi olmamıştı.

Ve tarihler 26 Haziran’ı gösterdiğinde, Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 3 yıl 1 aydır tutuklu olarak yargılanan Halis Hoca’nın davasında yeni bir duruşma daha görülecekti.

9 Nisan’dan bu yana Halis Hoca lehine olan durumda bir değişiklik olmaması herkesi umutlandırırken, savcılık makamının ve heyetin siyasi iradeye ve medya baskısına hukuku teslim etmesi, haklı endişelere sebep oluyordu.

Korkulduğu gibi, savcı dosyaların birleştirilmemesini ve tutukluluğun devamını talep etti. dosyaları birleştirmeme kararı veren heyet önce avukata sonra Halis Hoca’ya söz verdi.

Halis Hoca'dan ceza yargılamalarında tarihe geçecek savunma!

Savunmasına başlayan Halis Bayancuk Hoca, 3 yıldır süren yargılamaların adeta bir tiyatroya dönüştüğünü ve dosyanın görülmekte olduğu mahkeme dışında, TBMM genel kurulundaki salonda da görüldüğünü ifade etti. Halis Hoca, meclisteki korsan yargılama ve sosyal medya iftiraları ile mahkemenin karar aldığı gerekçesiyle dün görülen duruşmada tarihe geçecek son savunmasını yaparak bir daha hiçbir duruşmaya katılmayacağını açıkladı.

Halis Hoca meclisteki hukuk tanımazlığa, “Pagan/Putperest toplumlar helvadan put yapar, ona tapar, acıkınca da elleriyle yaptıkları ilahları afiyetle yerlerdi. Meclis yasa yapıyor-ki bu ilahlık iddiasıdır; yalnızca İlah yasa yapabilir- söz konusu muvahhidler olunca yasayı afiyetle yiyor.” ifadeleriyle tepki gösterdi.

Yapılanları Zuhruf Suresi’nin 54. Ayetinden örneklendiren Halis Hoca şöyle konuştu;

”Öğrendiğimiz kadarıyla; tüm Firavuni sistemler halklarını aptal yerine koyarak ve fasıklaştırarak kendilerine itaatkâr bir köle hâline getiriyor ve ‘Ben ne diyorsam sizin için doğru odur!’ diyorlar. Ancak biz bu gayri İslami sistemi, toplumu istihfaf yöntemlerini ve fısk düzenini reddettiğimiz için cezaevindeyiz, ötekiyiz. Bu yalana inanmadığımızı ve bu Ali Cengiz oyununu lanetlediğimizi ilan ediyoruz.” 

Halis Hoca bu yapılanların Allah katında kayıtlı olduğunu söyleyerek heyete şöyle seslendi:

“Kaçınılması imkansız olan günde Meclisteki paralel heyetten de, sizden de, bu zulmün asıl mimarından da o gün davacı olacağım”

 

Yapılan adaletsizliklere ve tevhid ehli söz konusu olduğunda herkesin elbirliği ile saldırdığına dikkat çeken Halis Hoca şu ifadeleri kullandı;

“Burada durmak istiyorum: Gördüğünüz gibi Kemalisti, saltanatçısı, Marksisti, Leninisti, yargısı, cezaevi ve medyası bu zulme ortak oldular. Asla bir araya gelmeyen Kemalistlerle saltanatçılar, milliyetçilerle komünistler ehli tevhide karşı birleştiler. Evet, küfür tek millettir. Söz konusu ehli tevhid olunca ışık gören yarasa gibi çığlık çığlığa aynı safta toplanıyorlar. Hiç şüphesiz bu düşmanlık bize değil, cahiliyenin her tonuna ‘La/Hayır’ diyen tevhid akidesinedir.” 

Sonrasında yargılama safhasında ve son süreçte mahkeme heyeti ve özellikle dosya savcısının yaptıklarına da değinen Halis Hoca, “Savcıların, isimleriyle gündeme geldiği dönemi hepimiz biliyoruz. O savcılar şu anda ya tutuklu ya da yurt dışına kaçtılar. Kimse, isimlerini teşhir ederek performans sergileyen o savcılara örnek vatandaş madalyası takmadı. Dosya savcısına da madalya takılacağını sanmıyorum. Ne diyeyim; çalışma usulleriniz benziyor, Allah (cc) sonunuzu da benzer kılsın.” ifadelerini kullandı. 

3 yıldır verilen haksız kararlar ve yapılan keyfi uygulamalardan sonra Halis Hoca’yı tahliye etmeyerek tek kişilik hücrede tutmaya devam edenler, kendilerince bu kanun dışı uygulama ile Halis Hoca’yı ve sevenlerini cezalandırdıklarını düşünmektedirler.

Hiç şüphesiz iman edenler olarak başımıza gelen her musibeti Allah'ın verdiği bir imtihan olarak kabul ediyor ve kulluğun gereği olarak sabrediyoruz. Bizim itirazımız, Rabbimizin hakkımızdaki kaderine değildir.

Zulmün cinsine ve boyutuna bakmaksızın gücümüz nispetinde medya gelen haksızlıklara karşı olmamızdır. Elbette ahiretteki büyük mahkemede, sebebiyet verilen bu mağduriyetlerin zerresini dahi karşı tarafta bırakmayacağımız aşikardır.

 

 

 

 

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İlgili Haberler