1. HABERLER

  2. TEKNOLOJİ

  3. Elektrikli araçlar 'kuzu postuna bürünmüş kurt'
Elektrikli araçlar 'kuzu postuna bürünmüş kurt'

Elektrikli araçlar 'kuzu postuna bürünmüş kurt'

Yeni bir araştırmaya göre, elektrikle şarj edilen bataryalara sahip hibrit (PHEV) araçlar, resmi test sonuçlarının gösterdiğinden iki buçuk kat daha fazla karbondioksit (CO2) emisyonuna neden oluyor.

A+A-

Halk arasında elektrikli araçlar olarak bilinen, elektrikle şarj edilen bataryalara sahip hibrit (PHEV) araçlar, birkaç yıl önce, petrol bazlı yakıtlar ile çalışan araçların yerini alıp çevre kirliliğini sonlandıracak 'kurtarıcılar' olarak satılmaya başlandı. 

Bu araçlar, şimdilik, yeni otomobil satışlarının yüzde 3'üne tekabül ediyor ancak yapılan çalışmalar bu oranın artmasına yönelik. Peki bu araçlar gerçekten iddia edildiği kadar zararsız mı? 

Ciddi bir yöneliş var

Şarj edilen bataryalara sahip (Plug-in hybrid electric vehicles -PHEV) hibrit araçlar, benzin ve dizelle çalışan geleneksel araçlara ve dışarıdan şarj edilemeyen (sürüş sırasında yaşanan dur-kalk gibi ivmelenme kuvvetinden elde edilen kinetik enerjiyi kullanan) konvansiyonel hibritlere düşük karbonlu alternatif olarak pazarlanıyor ve büyük ilgi görüyor.

Bir yandan da yetkililer bu araçların satışı için teşvik edici adımlar atıyor.

İngiltere'de hükümet benzin, dizel ve hibrit arabaların satışının yasaklanması için öngörülen 2035 tarihini 2030'a çekme konusunu tartışıyor.

Çevre örgütü Greenpeace ile 'Ulaşım ve Çevre' adlı çevre aktivisti grubunun yaptığı incelemelere göre, bu araçlar sanıldığı kadar masum değil.
 

'Kuzu postuna bürünmüş kurt'

Bu yeni araştırma, CO2 salımının hibrit araç üreten şirketlerin iddia ettiği kadar düşük olmadığını da ortaya koyuyor.

Öncelikle, hibrit araçların kilometre başına ortalama 120 gram CO2 emisyonuna yol açtığı tespit edildi. Bu da, PHEV hibrit araçlar kullanım süreleri boyunca ortalama 28 ton CO2 salımına yol açtığı anlamına geliyor.

Resmî olarak açıklanan laboratuvar sonuçları ise bu rakamı kilometre başına 44 gram olarak gösteriyor.

Benzinli ve dizel arabalarda bu miktar 39-41 ton, konvansiyonel hibritlerde ise 33 ton arasında seyrediyor.

Otomotiv imalatçıları, laboratuvar testlerinin her zaman gerçek dünyayı yansıtmayabileceğini kabul etmekle birlikte, son araştırmada kullanılan emisyon verilerinin iki yıl öncesine dayandığını ve performanslarının sürekli geliştiğini belirterek hibrit araçları savunuyorlar.

Asıl tehlike üretim aşamasında

Kullanımda ortaya çıkan bu yüksek karbon salınımı tehlikenin küçük kısmı. Zira asıl büyük risk bu araçların üretim aşamasında.

Elektrikli araçların yakıt tüketim emisyonu buz dağının görünen yüzü. Bu araçların üretim emisyonu, geneleksel araçlara göre çok daha yüksek.

Geleneksel araçların motorları üretilirken kullanılan yöntemlerde, madenlerin çıkarılması ve eritilmesi, tezgahlarda işlenmesi de dahil olmak üzere tüketilen tüm enerji hesaba katıldığında bir araç için ortalama 7-7,5 ton karbondioksit salınımı gerçekleşiyor.

Aracın büyüklüğüne göre bu miktar biraz artıyor ya da biraz azalıyor.

Elektrikli arabalara bakıldığında ise işin rengi değişiyor. Çünkü bu araçların üretiminde kullanılan malzemeler biraz farklı.

Aracın kasa üretimi için bakıldığında ortalama 6 ton karbondioksit salınımı ortaya çıkıyor. Asıl mesele aracın pillerinin üretilmesinde yaşanıyor.

Kısa mesafeli bir elektrikli aracın pili 6 ton, uzun menzilli bir elektrikli aracın pili ise 12 ton karbondioksit salınımına sebep oluyor.

Bu lityum iyon pillerin hammaddesi de geleneksel içten yanmalı motorlara göre çok daha yüksek.

PEHV araçlar sadece elektrik kullanarak 30-60 km mesafe katedebiliyor ve bu elektriğin üretimi de belli bir karbon salınımına sebep oluyor.

Sürücü davranışı belirleyici

PHEV araçları kullanan sürücüler genel olarak arabaları pek fazla şarj etmiyorlar. Bunun sebebi hızlı sarj istasyonlarının yeterince gelişmiş olmaması ve şarj etmenin aşırı vakit alıyor olması.

Buna karşılık tam şarj ile gidilebilen menzil de henüz tatmin edici seviyede değil.

Bu şartlar altında, hibrit araç sahibi kişiler bile aracın benzinli motorunu kullanmaya yöneliyor.

Ayrıca bu araçlar soğuk havalarda veya sürücünün aniden hız yapması halinde otomatik olarak benzin ve dizelle çalışacak şekilde tasarlanmış bulunuyor.

Bu nedenle uzmanlar, aracın karbon emisyonunda sürücü davranışının belirleyici olduğunu vurguluyor.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.