1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Dikkat: Gerçek ve sanal dünya birbirine karışıyor!
Dikkat: Gerçek ve sanal dünya birbirine karışıyor!

Dikkat: Gerçek ve sanal dünya birbirine karışıyor!

Ankara’da bir çocuğun bilgisayar oyunu yüzünden arkadaşını öldürmesi, Malatya’da ise bir çocuğun bu yüzden kuzenini bıçaklaması üzerine uzmanlar, çocukların pandemi sürecinde tehlikeli dijital oyunlara daha fazla zaman ayırdığı uyarısında bulundu.

A+A-

Çocukları ölüme sürüklediği iddia edilen bilgisayar oyunlarına ilişkin son günlerde ardı ardına yaşanan olaylar endişe verici. Ankara’da 13 yaşındaki üç çocuk arasında oyundaki karakterin öldürülmesi yüzünden cinayete varan kavga yaşanınca, gözler yine tehlikeli dijital oyunlara çevrildi.

Geçen pazar günü Ankara'da oyun tartışması sonucu çıkan kavgada 13 yaşındaki ikizlerden biri çekiçle vahşice öldürüldü. Bu korkunç olaydan iki gün sonra bir korkunç olay da Malatya'da yaşandı. Semih G. (15) cep telefonundan oynadıkları oyun nedeniyle tartıştığı aynı yaştaki kuzeni Mehmet Emin G.'yi bıçaklayarak yaraladı.

Daha önce “Mavi Balina”, “Momo” gibi intihara sürükleyen oyunları da hatırlatan uzmanlar, pandemi döneminde çocukların bilgisayarla daha fazla vakit geçirdiklerini belirtti. Uzmanlar, “Çocuklar şiddetin çok yoğun olduğu oyunlar oynadıkça, gelişmekte olan beyin bundan ciddi anlamda etkilenir ve o saldırganlık zamanla davranış kalıbı haline gelir. Bir oyundaki karakter bir çocuk için neden bu kadar önemli oluyor? Çünkü 13 yaşındaki biri, ön ergenlik döneminde neyle özdeşleşiyorsa onun için önemli olan odur" dedi.

Çekiçle öldürdü

Ankara’da geçen hafta 8'inci sınıf öğrencisi E.Ö. evlerine misafir olarak gelen ikiz kardeşler E.D. ve Arda D. ile oyun yüzünden kavga etti. E.Ö. bıçakla sınıf arkadaşlarından Arda D.'yi önce bıçakladı, ardından çekiçle öldürdü. Diğer kardeş E.D.'yi ise yaraladı. E.Ö.'nün ikiz kardeşlerle bilgisayar oyununda yönettiği karakteri öldürdükleri için kavga ettiği öne sürüldü. Bu olayla yeniden gündeme gelen bilgisayar oyunlarına ilişkin tartışmalar sürerken, Malatya'dan da dün bir dehşet haberi daha geldi. 15 yaşındaki S.G. cep telefonu oyunu yüzünden tartıştığı kuzeni M.E.G.’yi bıçaklayarak ağır yaraladı.

 

İnönü Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Doktor Mehmet Sağlam, oyunların çocuklarda sınırlı olan davranış yönetimini ortadan kaldırdığını belirterek, "Oyunun içerisinde sürekli birbirini öldüren insanlar var. Oyunların içerisinde sürekli problemler vardır, o problemi çözmek için, bir sonraki aşamaya geçmek için sürekli şiddet uyguluyorsunuz. Bunu oyun içerisinde bunu gören çocuk dolayısıyla kendi gerçek yaşamına döndüğünde bu problemle karşılaştığında, problemi çözmek için de doğal olarak oyunda gördüğü şeyi uyguluyor. Bu çocuklar açısından aslında çok korkunç bir şey. Bu olayda iki çocuğumuzu da kaybettik, iki ailemizi kaybettik. Çok büyük travmalar yaşanacak. Malatya'da ve Türkiye'de çeşitli yerlerde yaşanan bu oyunlardan dolayı yaşanan olaylarda ailelere önerimiz; çocuklarıyla diyalog ve iletişimlerini güçlendirmeleridir" dedi.

Fiziksel belirtileri takip etmek gerek 

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Sezai Türk, çocukların bilgisayar oyunlarına bağımlılığının şiddet ve cinayetleri beraberinde getirdiğine dikkat çekerek, ailelere uyarıda bulundu. Prof. Dr. Türk, "Kilo kaybı varsa, sürekli ağrılardan şikayet ediyorsa, gözlerinde kızarma varsa, aile içinde yalnızlığı seçmesi, karanlıkta kalmayı tercih etmesi çocuğun dijital oyun bağımlılığını gösterir" dedi.

Prof. Dr. Mehmet Sezai Türk, bilgisayar oyunlarından kaynaklı şiddet olaylarına sık sık rastlandığını belirtti. Ankara'daki çekiçli cinayet olayının bu konudaki sıkıntıları gün yüzüne çıkardığını belirten Prof. Dr. Türk, "Şiddet unsuru içeren bilgisayar oyunları, çocukları etkileme potansiyeline sahiptir. Çocuklar önce gözlemler, sonra model oluşturur, modellere göre hareket etmek ister. Arkasından da bu modeller çerçevesinde harekete geçerek, gerçekleştirirler. Dijital oyunlarda en çok tehdit olarak gördüğümüz şeylerden bir tanesi 'sempatik şiddet'tir. Sempatik şiddetin ne olduğunu çocuklar bilmedikleri için, şiddetin sadece bilgisayar oyunlarında gördükleri gibi öldürmek veya vurmak ile sonuçlanıp, sonrasında hayatına tekrar devam edeceği düşüncesi hakim. Bu tür vakaların, ilgililer gerekli düzenlemeyi yapmazlarsa devam edeceğini düşünüyorum" dedi.

'Saldırganlığı pekiştiriyor'

Dijital oyunlar ile ilgili birkaç önemli özelliğin olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Türk, "Dijital oyunlar, saldırganlığı pekiştirecek özelliğe sahiptir. Her yaptığınız öldürme ya da şiddet olayında size ödül vererek, sizi bir şekilde kutlar. Bu devam ettiğinde bütün araştırmaların söylediği şey; savaş oyunları ile saldırganlığın doğru anlamda bir ilişkisi söz konusu. Çocuklar durumun ciddiyetinin farkında değiller yaş itibariyle. Karşısındaki insanı öldürmenin karşılığında ne olacağının ya da yaptığı suçun ne kadar büyük olduğunun farkında bile değiller" diye konuştu.

'Kilo kaybı ve karanlıkta kalma isteği varsa dikkat'

Prof. Dr. Türk, ailelerin çocuklarındaki sanal oyun bağımlılıklarını nasıl anlayacaklarına ilişkin şunları söyledi:

"Anlamak zor değil. Çocuklarda bizim gördüğümüz fiziksel, duygusal ve sosyal davranışlardan çocuğun dijital oyunlara bağımlılığı ile ilgili birçok emareyi görmekteyiz. Bunların başında fiziksel anlamda çocuklarınızda eğer kilo kaybı söz konusu ise, eğer sürekli olarak ağrılardan şikayet ediyorlarsa, gözlerinde kuruluk ve kızarma varsa çocuğun fiziksel anlamda bir bağımlılık içinde olduğunu söyleyebiliriz. Duygusal bağımlılık açısından baktığımızda, çocukların ev içinde huzursuz davranmaları, aile içinde yalnızlığı seçmesi, karanlıkta kalmayı tercih etmesi gibi birçok sebep çocuğun dijital oyun bağımlılığını gösterir. Sosyal olarak baktığınızda biz farkında değiliz; ama oyun içinde yazışma yaparlar. Bu dijital oyunlar sadece eğlence aracı değildir. Dijital oyunlar çocuğun hem bilinçsel hem duygusal, sosyal ve dil konusunda gelişmesini sağlayan araçlardır. Çocuğunuzun normal yaşamdaki konuşma dilinin farklılaştığını fark edeceksiniz. Daha argo kelimeler kullandığını görebilirsiniz. Antisosyal hareketlerin, evde kavga çıkarma, arkadaşları ile sürekli çatışma halinde olduğunu fark edebilirsiniz."

'Yatarken telefon yanında olmasın'

Ailelerin iş hayatları nedeniyle evlerine geç geldiklerini, çocukların bu süre içinde evde yalnız kaldıklarını kaydeden Prof. Dr. Türk, "Yorgun olmamız onlarla ilgilenmememize neden oluyor. Aile içindeki iletişimsizlikler buna sebebiyet veriyor. Artık eskisi gibi çocuklar bilgisayarla oynamıyorlar, oyunları cep telefonlarına indiriyorlar. Bu yüzden cep telefonları ile ilgili bir denetleme ve kısıtlandırma olması söz konusu. Çocuklar yattıklarında cep telefonlarının yanlarında olmaması gerek. Belli saatlerde izin verilmesi gerek. Yasaklama yolu ile değil de çocuklara kendilerini geliştirmeye yönelik oyunlar teşvik edilebilir ve onlara katılabilirsiniz. Cep telefonlarını kullandığı saatlerde değişiklik yapabilirsiniz. Cep telefonlarını bir ödül gibi vermemeniz lazım" dedi.

Prof. Dr. Türk, dijital ve çevrimiçi oyunlar ile ilgili bir düzenlemenin olmadığını belirterek, bir düzenleme ile hem yaş aralığı hem de içerik kontrolünün yapılması gerektiğine vurgu yaptı.

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nursu Çakın Memik :

"İnternet her zaman güvensiz bir sokak gibi. Denetlenmesi gerekiyor. Pandemi döneminde çocuklar bilgisayar başında daha fazla bulunabilir ama bu denetimsiz olmalarını gerektirmiyor. Anne ve babalar oyunların yaş sınırına bakmalı. Saldırganlıkla ilgili oyunlar oynatılmamalı. Çocuklar  şiddetin yoğun olduğu oyunlar oynadıkça, gelişmekte olan beyin bundan etkilenir ve saldırganlık davranış kalıbı haline gelir. Bilgisayar da sokak gibi tekinsiz bir ortam gibi görülmeli. Erişkin olmamıza rağmen bir film izlediğimizde gerçekmiş gibi yaşıyor olabiliriz. Çocuklar bu duyguya daha fazla girer, gerçekle oyunu ayırt etmeyebilirler. Sevdiği birine zarar gibi algılayabilirler. Daha çok dürtüsel tepki verebilirler."

Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Anabilim Dalı Eski Başkanı Prof. Dr. Özgür Öner : 

“Öfke kontrolünde zorlananlar, kendileri için önemli olan herhangi bir nedenle karşısındakine zarar verebilir. Çocuk olması da fark etmez. Konunun oyundaki bir karakterle ilgili olması aslında 13 yaşındaki ön ergenlik dönemindeki çocuğun neyle özdeşleştiğiyle ilgili. Neye yatırım yapıp enerjisini vermişse, onun için önemli olan odur. Bir oyundaki karakterlerin geliştirilmesi çok uzun zaman alıyor. Ama temelde neye bağlandığınıza bağlı. Bu durumlarda 13-14 yaşında bir insanın başkasına kasten zarar vermesi için kendisine yapılan ciddi bir saldırı olduğunu düşünmesi lazım ki yapabilsin. Dolayısıyla önemli olan psikolojik yapı. Ve o yapıdaki kişinin kendisi için en önem verdiği kişilikle özdeşleşmesi.”

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.